Kültür Dünyası

YAZARLAR

Yakup Tutum
Yakup Tutum
Eklenme Tarihi: 3 Ocak 2018 Çarşamba, 12:04 - Son Güncelleme: 3 Ocak 2018 Çarşamba, 12:07
Font1 Font2 Font3 Font4
İdeal kişilik hedeflerimiz

Biz insanlar genellikle kendimize soru sormaktan hoşlanmayız. Bir şeyi yapıyorsak vardır elbet haklı bir nedenimiz, bir bildiğimiz. Başkalarına sormak, onların deneyimlerinden istifade etmek de pek hoşlandığımız bir şey değildir. Oysa bazen ‘bilgi sahibi’ne danışmak, bizi bir ömür kaybetmekten alıkoyar.

 

Bir yılı geri de bıraktık. Hayatımızdan 365 gün daha düşüldü. Geri kalan ömrümüzün ne kadar kaldığını da bilmiyoruz. Yukarda belirttiğim gibi, deneyimlerden istifade etmek, danışmak, yol göstericiye yol sormak, yolda giderken bizi bir çok olumsuzluktan korur. Çok bilmişlik taslamak, her şeyi biliyor havalarında takılmak sadece bizim kaybetmemize yol açar. “Bin bilsen de bir bilene danış” demişler.

 

Biz insan olarak yaratıldık. Dünyaya bir ördek olarak gelmedik. Ördek yavrularını gözlemledim bir ara, yeni doğan bu yavrular hemen yakınlardaki suya koştular ve o suda yüzmeye başladılar. Siz hiç yeni doğan bir bebeğin yürüyebildiğini, konuşabildiğini, yada farklı bir şey yapabildiğini gördünüz mü? Göremessiniz. Biz insanlar her şeyi doğduktan sonra öğreniyoruz. Bir çok hayvan ise daha doğmadan, burada nasıl yaşayacağını öğrenmiş olarak dünyaya adım atıyor. Yaratıcı onların genetik yapılarına o hasletleri, yaşaması için gereken o yetenekleri daha doğmadan kodlamış.

 

Her şeyi sonradan öğrenen bizler ise, ‘ideal kişisel profilimiz’i oluştururken o kadar çok şeyle karşı karşıyayız ki… Basit bir konuda bile binlerce farklı alternatif var önümüzde. İyi mi kötü mü bilmediğimiz binlerce seçenek. Deneyimleyerek hepsini test etmemiz de imkansız gibi. O halde ne yapacağız? Kendi kimliğimizi, benliğimizi, insanlığımızı oluştururken ne yapacağız ki, zaman kaybının ve bir sürü hata yapmanın önüne geçebilelim?

 

Yaşımız çok genç olabilir. Yada hayli ilerlemiş bir yaşa gelmiş de olabiliriz. Biz müslümanlar, bu dünyaya bir amaç için geldiğimizi biliyoruz. Peki bir amaç uğruna buradaysak, tüm vaktimizi hatta ömrümüzü, deneme yanılma yöntemleriyle mi harcayacağız? Hayır. Ömrümüz o kadar uzun değil!

 

Öğrenme ve iyi bir insan olma sürecinde önceliğimiz okumak olacak. Çok okuyacağız. Bulduğumuz en ufak zaman dilimlerini bile okumakla geçireceğiz. Okumakla bilgileneceğiz ve kendi kimliğimizi inşaa edeceğiz. Doğru bilgiye ulaşmak için, doğru kaynakları okumak hayatımızın sonuna kadar sürecek en önemli eylemlerimizden olmalı.

 

Okumayla kendimizi inşaa ederken, deneyimlerden de istifade edeceğiz. Bizden daha fazla yaşamış bir insan, bizden daha çok bilgiye sahip demektir. Soracağız. Öğrenmek için bilgisine güvendiğimiz herkese danışacağız. “Danışan dağları aşarmış” derler. Bizler, hayat yolculuğumuzda önümüzdeki dev dağları aşmak için, illa ki deneyimlerden istifade etmek mecburiyetindeyiz.

 

Başımızı kaldırıp çevremize bakarsak göreceğiz ki, her yerde muazzam bir şekilde bilgiler uçuşuyor. Kafamızı kaldırıp bakıversek bu bilgi kelebeklerine çarpacak başımız. Her yerde bir sürü etkinlik düzenleniyor. Konferanslar, paneller, binlerce kültür sanat etkinliği. Her birinde binlerce sayfalık bilgi sunuluyor bizlere. Yüzlerce sayfadan oluşan bir kitaptaki bilgileri bu toplantılarda bir kaç saat içinde öğrenmemiz mümkün. O yüzden kaçırmayacağız bu etkinlikleri. İşimize yarayacak o kadar çok bilgi  var ki buralarda…

 

Zamanımız çok az. ‘İdeal insan’ profilimizi oluştururken,  vakit en değerli hazinemiz. İyi bir yaşam sürmek için vaktimizi en iyi şekilde değerlendirip, doğru adımlarla sonsuzluk alemine hazırlanacağız.

 

Yeni bir yıla adım atarken, geçmiş bir yılımızı gözümüzün önüne getirerek yeni planlar yapmak durumundayız. “Böyle gelmiş böyle gider” lafı güzarlığı bize uygun bir yaklaşım tarzı değil. Biz bilinçli adım atmak, öyle yaşamak zorundayız. Hatalarımıza, eksikliklerimize rağmen, ‘ideal’ kimliğimizi inşaa etmek için yapılacak olan çok şey var inanın. Biz, ümitsiz olmadan, daima bir sonraki hedefimizi düşünerek, dolu dolu bir hayat sürmenin gayreti içinde olmak mecburiyetindeyiz. Yoksa başı boş, donanımsız kişiliklerle bir yere varmamız mümkün değildir.

 

» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN