Kültür Dünyası
Kılıçarslan: Madde bağımlılığın bir arka planı var
Eklenme Tarihi: 24 Ağustos 2017 Perşembe, 03:28 - Son Güncelleme: 24 Ağustos 2017 Perşembe, 03:34
Font1 Font2 Font3 Font4
Kılıçarslan: Madde bağımlılığın bir arka planı var
Sosyal hizmet ve madde bağımlılığı uzmanı Fatih Kılıçarslan ile çok önemli bir konuyu konuştuk. Çocukların madde bağımlısı olmasında ailelerin rolü var mı gibi sorulara cevap aradık...

Uzun yıllardır Bakırköy’de bulunan alanında Türkiye'nin tek hastanesi olan bir hastanede çalışıyorsunuz. Bu hastane, alanında tek ve direk ruh ve sinir hastalıkları konusunda büyükte bir labaratuvar esasında. Çok şeyler yaşamışsınızdır bu yıllar içerisinde…

 

20 seneden fazladır Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde çalışıyorum. Özellikle madde bağımlılığı alanında çalıştım. Orada şunu gördüm ben, madde bağımlılığının bir ‘aile arka planı’ var. Eğer ailede bir sorun, bir kriz varsa, çocuk sokağa yöneliyor, sokak kültürünün bir parçası oluyor ve her tür riskle karşı karşıya kalıyor. Eğer aile güçlüyse, çocuğu ile yeterli düzeyde ilgilenebiliyorsa, o çocuk bir çok riskten korunmuş oluyor. Tedavi sürecinde bile aile yaklaşımı çok önemli. Biz hastalığı biyolojik temelli değil, o hastayı aile ve toplum çevresiyle birlikte tedavi edecek bir yöntem ve model üzerinde çalışmamız gerekiyor. İşte burada aile danışmanlığı çok önem arzediyor.

 

Yani aslında hastalıklara aile üzerinden yaklaşmamız gerekiyor. Ailenin katılmadığı bir tedavi yöntemi çokta başarılı olmuyor.

 

Evlilik ve boşanma istatistiklerin oranlarını okuyoruz. Boşananların sayısı evlenenlerden daha fazlaymış. İlk beş yılda boşanmalar yüzde 30’lara gelmiş. Sizin bir dönemde de başhekim yardımcılığı göreviniz oldu. Bu 6 yılda sanırım daha çok şeyle başbaşa kaldınız

 

Evet 6 yıl başhekim yardımcılığı görevinde bulundum ve çok faydası oldu. Çünkü sisteme bir bütün olarak bakabildim bu süreçte. Çünkü mesleği icra etmek kadar bunu bir sistem içerisinde bir bütün olarak icra etmekte çok önemli. Tabi o yöneticilik dönemimizin bize çok katkısı oldu.

 

20 yıl görev yapmanız sizin söylediklerinizi çok önemli kılıyor. Buradaki kazanımlarınızı yazmanız gerekiyor diye düşünüyorum

 

Evet ben oradan ulusal ve bilimsel bir makale çıkardım. “Madde bağımlısı ergenler ve aile terapisi olgusu” diye bilimsel bir makale. Elbette orada her bir süreç, hayata dair, insana dair anlamlı çok özel dersler veriyor insana. Bakırköy gerçekten çok zengin bir kurum. Hayatın görünmeyen bir yüzünü, insanlara aslında bir ders olarak ortaya koyuyor. Yani her bir hastamızın hayatı o kadar kendi içinde bir derinliği, bir mesajı içinde barındırıyor ki… Evet katılıyorum, tüm bu tecrübelerimizin toplumla buluşması önemli bir sorumluluk.

 

Köklü bir hastanede çalışıyor olmanız ve 20 yıldan fazladır burada bulunmanızdan dolayı çok hatıra biriktirmişsinizdir. Birkaç tane bizimle paylaşsanız

 

Evet bu hastane 1914’lü yıllarda Topbaşı Kışlası’nda kurulmuş. Tarihi bir kurum. Özellikle diğer üniverstelere buradan çok hoca yetişmiş. Dolayısıyla insan açısından da çok önemli. Ben insanı adeta bir dünya gibi görüyorum. Dünyayı temsil ediyor her bir insan.

 

Mesleğe ilk başladığım yıllarda dilsiz, konuşamayan ve zeka düzeyi düşük bir çocuk getirdiler polisler. 15-16 yaşlarında. Kendini ifade edemiyor, yazamıyor, kimliği yok. Şimdi ben sosyal hizmet uzmanıyım, bilinmeyen mekanlardan gelen kimsesizlerle ilgileniyorum. O an aklıma yarım boy bir fotoğrafını çektirmek geldi. O dönemde Kral Radyo’da Gezegen Mehmet’in programı vardı, kayıplarla ilgiliydi ve ben ona gönderdim bu fotoğrafı. Gezegen Mehmet fotoğrafa bakarak radyoda tarif etti bu çocuğu. Düzce’den bir aile. Çocukları sokaktayken kaybolmuş, İstanbul’a kadar gelmiş ve burada ne yapacağını bilmez bir haldeyken, çocuğu polisler bulmuşlar ve bize getirmişler. O aile radyoda duyup geldi ve çocuklarına kavuştu. Tabi 3 ay kadar bir süreç bu. İnsanlık açısından çok mutlu edici bir olaydı bu. Çok sevinmiştim.

 

Uzmanlık alanınızla ilgili kitaplarda yazdınız. Kitaplarınızdan biraz bahsetseniz

 

İlişkilerde ve hayatta artık zeka yeterli değil. Zekanın insan hayatında, başarısında yüzde 10 bir etkisi olduğu biliniyor. Asıl olan, sosyal ilişkileri yönetebilmek için duygusal zekanın gelişmesi çok önemli. Çünkü sosyal bir varlık olan insana duygusal zeka gerekiyor. Duygusal zeka diye bir kitap yazdım ben bu konuda.

 

Çocuğumu nasıl eğitmeliyim diye de bir kitap yazdım. Anne ve babalara, aile içi iletişime dair temel bilgileri içeren bir kitap.

 

Birde profesyönellere yönelik Çocuk ve aile sorunlarının terapi ile tedavisi diye aile terapisiyle ilgili bir kitap.

 

Fatih Kılıçarslan kimdir?

 

1969 Ankara ili Beypazarı ilçesinde doğmuştur. 1992 yılında Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Y.O. Sosyal Hizmet Uzmanı olarak mezun olmuştur. 1993 yılından itibaren T.C. Sağlık Bakanlığı Bitlis Devlet Hastanesi, Haydarpaşa Numune Hastanesi, Bakırköy Ord. Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde AMATEM, ÇEMATEM, NEVROZ, PSİKOZ, NÖROLOJİ, NRŞ ve ÇOÇUK PSİKİYATRİ Kliniklerinde sosyal hizmet uzmanı olarak çalıştıktan sonra 2004 yılında Prof. Dr. Musa Tosun Başhekimliği döneminde Başhekim Yardımcısı olarak göreve başlamış Ocak 2011 görevinden ayrılmıştır. Halen sosyal hizmet birim şefi olarak görevini sürdürmektedir.

 

Amerikan Newport Uluslar arası Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak Sağlık Psikolojisi, Sapkın Davranışlar ve Aile ve Eş Terapisi dersleri vermiştir


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!