Kültür Dünyası
Kültür Dünyası


  ÖNE ÇIKAN HABERLER
  • Yüksek Yetenek 30
    Yüksek Yetenek 30
  • Yüksek Yetenek 29
    Yüksek Yetenek 29
  • Yüksek Yetenek 28
    Yüksek Yetenek 28
  • Yüksek Yetenek 27
    Yüksek Yetenek 27
  • Yüksek Yetenek 26
    Yüksek Yetenek 26
  • Yüksek Yetenek 25
    Yüksek Yetenek 25
  • Yüksek Yetenek 24
    Yüksek Yetenek 24
  • Yüksek Yetenek 23
    Yüksek Yetenek 23
  • Yüksek Yetenek 22
    Yüksek Yetenek 22
  • Yüksek Yetenek 21
    Yüksek Yetenek 21

YAZARLAR

Yakup Tutum
Yakup Tutum
Eklenme Tarihi: 15 Kasım 2017, Çarşamba 04:14 - Son Güncelleme: 15 Kasım 2017 Çarşamba, 04:17
Font1 Font2 Font3 Font4
Kudüs 1917

Kudüs şehri insanlık tarihi kadar eskilere dayanan bir geçmişe sahip. Bu şehir, sadece ‘o şehrin tarihi değeri’ olarak bakılamayacak kadar da çok şey barındırıyor içerisinde. En basit ifadeyle, dinler tarihi Kudüs’süz yazılamaz.

 

Yeryüzünde yaygın olan İlahi kaynaklı dinlerin hepsi için bu tarihi şehir çok önemlidir. İsevilik için ne kadar önemliyse, Musevilik ve İslam dini için de o derece önemlidir. Neredeyse tüm dinler için bir değer ifade eden bu şehrin her yerinde, yine bu dinler için kutsal kabul edilen mekanlar ve yapılar vardır. Günümüzde hala kutsallığını koruyan bu yapılar evet çok önemlidir ama tarih boyu şehrin bizatihi kendisi çok önemlidir. Herkes için adeta ‘ele geçirilmesi ya da elde tutulması gereken’ bir şehir olmuştur Kudüs hep.

 

İçinde bulunduğumuz 2017 yılı ise Kudüs için hayli önemli tarihlerin yıldönümleriyle kesişmiş oldu. Nedir bu önemli tarihler?

 

– Hz. Ömer döneminde Ebu Ubeyde bin Cerrah kumandasındaki islam ordularının Kudüs’ü fethetmesinin 1380. yılı. (Miladi 637)

 

– Selahaddin Eyyübi’nin Kudüs’ü Haçlılar’dan kurtarmasının 830. yılı. (Miladi 1187)

 

– İlk Osmanlı halifesi de olan Yavuz Sultan Selim’in Kudüs’ü Osmanlı idaresi altına almasının 500. yılı. ( Miladi 1517)

 

– İngilizler’in Birinci Dünya Savaşı’nda Kudüs’ü işgal etmelerinin 100. yılı. (9 Aralık 1917)

 

– İsrail’in Kudüs’ü işgal ederek başşehir ilan etmesinin 50. yılı. (7 Haziran 1967)

 

Tarihi önemi bir yana, günümüze bakacak olursak, Kudüs işgal altında bir kenttir. İngilizler başta olmak üzere, dönemin işgalci zihniyetteki devletleri Osmanlı’yı yıkmaya karar verdiklerinde, aynı zamanda Yahudiler’e de Kudüs merkezli bir devlet kurma izni vermiş oluyorlardı. Elbette her milletin özgür yaşayabilecekleri bir devletlerinin olmasını istemesi normal bir durum. Biz Türk Milleti olarak tarihimizin hiç bir döneminde devletsiz kalmamışız mesela.

 

Peki bugünkü İsrail yahudiler için gerçekten de özgürce yaşayabilecekleri bir devlet midir? Daha da açıkcası bu şehirleri hak ederek mi elde etmişlerdir? Hayır! İsrail Kudüs ve çevresindeki şehirleri işgal ederek, orada yaşayan insanların evlerine el koyarak kurulmuş bir devletciktir. Siz bir yerlerde savaşarak şehirleri ve toprakları ele geçirebilirsiniz ama orada yaşayan insanları yerlerinden sürgün eder, onları olmadık işgencelerden geçirir, bizatihi evlerine el koyarsanız, siz savaş kazanmış bile olsanız İŞGALCİSİNİZDİR. O evler ve o şehirler hiç bir zaman sizin olmamış demektir. Bildiğimiz soyguncu eşkiyadan en ufak bir farkınız yoktur sizin!

 

Yakınlarda yayımlanan bir kitabın adını yazıma başlık yaptım. Değerli yazar Nurettin Taşkesen’in ilk romanı Esaret 1916’yı büyük bir heyecan içinde okumuş ve son derece başarılı bir roman olduğu kanatine varmıştım. Şimdi de uzun bir araştırmanın eseri olan Kudüs 1917 romanı ile karşımızda. Her ne kadar roman tarzında yazılmış olsa da, aslında tarihi belgelere ve gerçek bilgilere dayanan bir araştırma ürünü bu kitap. Nurettin Bey kitabını hazırlarken Kudüs’e kadar gitmiş, orada araştırmalar yapmış ve gerçekten de tarihe bir belge olarak sunulacak olan bu kitabı meydana getirmiş.

 

Mehmet Nuri Yardım’ın yayın yönetmenliğinde, bir birinden değerli eserler çıkarmakta olan Mihrabat Yayınları’ndan çıkan bu kitapta olaylar, Osmanlı dönemi ordularında önemli görevleri olan Alay Müftüleri’nin ağzından kaleme alınmış. Hem tarihi olaylara tanıklık ediyoruz bu kitapta, hem de sürükleyici bir üsluptaki tarihi vakaları ve belgeleri okurken bir yandan heyecan duyuyor, bir yandan da üzüntüye kapılıyoruz. Neden üzülmeyelim ki…

 

Birinci Dünya Savaşı’nda müttefikimiz olan Almanlar’ın, Osmanlı’nın Kudüs’ü İngilizler’e karşı kaybetmesi karşısında sokaklarını karnaval alanına çevirip, sevince boğulmuş olmaları ibretliktir doğrusu. Bir kere daha anlıyoruz ki, müttefik de olsa Haçlı zihniyeti hep aynıdır. Aralarında savaşıyor olsalar bile, müslümanlara karşı birlikteliklerini her zaman korumaktadırlar.

 

Müslümanlar mı? Osmanlı yıkıldıktan sonra hiç bir zaman bir daha birlikteliklerini sağlayamamış, ufak parçalar haline bölünmüş devletçikleri de, binlerce yıllık tarihi değere sahip şehirleri de adeta acının, ızdırabın, hüznün başkentleri olmuşlardır.

 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN