Kültür Dünyası

YAZARLAR

Hülya Günay
Hülya Günay
Eklenme Tarihi: 30 Aralık 2017 Cumartesi, 05:32 - Son Güncelleme: 30 Aralık 2017 Cumartesi, 05:32
Font1 Font2 Font3 Font4
Vakte dost olmak…

2017 yılı son demlerini alıyor, tarihin sayfalarına gömülmek üzere. İlk çağlardan bugüne filozofların, düşünce adamlarının araştırmalarının kaynağı insandır. İnsanı doğaya hâkim kılmak, insanı anlamak, insanın şifrelerini çözebilmek, sanayileşme ile birlikte insan nefsini tatmin etmek, doymayan nefis yüzünden toplumsal hareketler ile ülkelerin, dünyanın kaderini belirlemek.

 

Bir yılı geride bırakırken insan yanıldı mı, insan gaflet içinde mi, insan kendinin farkında mı, yaşadıklarının adı sadece yorgunluk mu?

 

Geçen bu yıl da ömür sayfamıza bir tarih olarak kazınacak. Tarih demek düşüncelerin eseri demek değil mi bir idrak, irade. Kişisel tarih sayfalarımıza neler kazıdık, tarih olduk mu, ölüp gittiğimizde silinmeye mahkûm mu ettik kendimizi. Tarih olmak derken öyle icatlar, olağanüstü meziyetlerden bahsetmiyorum çok sade ve basit insan olmak. Biz 2017’de insan olarak; kimin gönlüne bir taht kurduk. Kimin gönlünün sultanı olabildik. Yahut ne gönüller yıktık farkında olup zevk alarak, ya da farkında olmadan.

 

Üniversite sınavlarına hazırlandığım yıllarda bir arkadaşım vardı. Annemlerin işyeri komşusunun oğlu Oğuz; birlikte üniversite sınavlarına hazırlanıyorduk. Akrabam değildi, çok emek verdiğim her anımı birlikte geçirdiğim bir arkadaş, komşu değildi, birçok hin düşünceli art niyetli insanın aklına geleceği gibi ilk aşkım da değildi. Hayatımın en zor yıllarında insan kalabalıkları içinde yalnız kalan ben için çok kısa da olsa sağlam bir dosttu, yüzümü güldüren, ortak hedefimiz olan üniversite için beni motive eden, sorunlarımın içinde ışık olup beni aydınlatan bir manevi güçtü. Etkili zaman geçirmek denilen hadise bu olmalıydı.

 

Bir anda kanser teşhisi ile tedaviler, şehir dışı seyahatleri başladı. Altı ay içinde ellerimizin arasından kayıp gitti. Kabullenmek ne mümkündü, vefatının ardından bile sokakta ona benzeyen birini görsem Oğuz diye sesleniyordum bir dönem. Oğuz bir bilim adamı değildi, yazar, çizer, ressam, iş adamı veya herhangi birisi, sadece bir öğrenciydi. Ömrü vefa etse bu hayatta çok başarılı; adam gibi bir adam olarak rollerini üstlenecekti şüphesiz.

 

Oğuz’u Oğuz yapan centilmen bir insan olması idi. Büyüklerine saygısı kadar kendi yaşıtlarına da saygı hürmet, seviye, iyi yürek, merhamet… Hasta olduğu dönemde hastalığı ile dalga geçip hepimizi güldürebilecek kadar sağlam irade, olgun ve beyefendi bir insan. Bende iz bırakan ilk aklıma gelen özelliği karşılıksız iyi bir insan olmasıydı diye düşünüyorum. Milli sporcu bir babanın evladı olarak, maddi durumu iyi bir aileye sahip olmasına karşın şımarık olmaması, o yaşta hayatı sindirmiş, iliklerine kadar da kişiliğini oturtmuştu. Karşıdaki insanın ruh haline göre ortamı değiştirecek kadar duygusal zekâya sahip, duyarlı bir insan. Bu meziyetler ile Oğuz tarih sayfasına ismini kazıdı, benim hayatıma dokundu, kim bilir kimlerin hayatına da dokunup geçti. O dönem tüm arkadaşları, çevresini sarstı, halen de herkesin yüreğinde ateş, gözünde biriken gözyaşı olduğundan şüphem yok. Nurlar içinde yat, mekânın cennet olsun, güzel insan…

 

Bu hatıranın üzerine sözcükler tükeniyor… Lakin bugün ne konuşuyor, nasıl davranış ve ruh hali sergiliyorsak gelecekte onu yaşayacağız. Daha iyi, yaşanabilir bir hayat için kendimizi sorgulamak, nefsimizi terbiye etmek durumundayız. Biz her şeyi gizli kapaklı içimizde yaşayıp, işi bitirdik zannetsek te, her an bir gözetim altındayız. Düşüncelerimiz, duygularımız, nefsi arzu ve isteklerimiz, doymayan gözümüz sadece içimizde bizi kemirmiyor, kayıt altına da alınıyor bir taraftan. Bizim ruhsuzluğumuz evlatlarımıza miras kalıyor, ruhsuz nesli miras bıraktığımız yetmezmiş gibi kendimize de zarar veriyoruz. Yapayalnız yaşayan, yaşlanan, ölen insanlar olmaya mahkûm oluyoruz. Sevilmemek en büyük cezamız.

 

Bir, şirketin yılsonu kapama hesabı yapar gibi, manevi bilançomuzu dökmenin tam zamanıdır. 2017 yılı biterken bir yılda kendi adıma ne yaptım? Bir insanın hayatına dokunup gönül saraylarında gül bahçesi olabildim mi? Ailem için ne yaptım, hangi ahlaki tehlikeden korudum, çocuklarımın dini hayatı, manevi hayatı için ne adım attım, ne çaba gösterdim? Kaç kitap okudum bu yıl?  Kaç kez sinema tiyatroya gittim? Yeni bir meziyet kattı mı bu yıl bana? Kimleri yok yere harcadım umarsızca, kimleri kazandım? Kaç kez anne babamdan helallik diledim, eşimin ailesine şükran duydum bana yol arkadaşı verdiği için? Eşime seni seviyorum derken, kaç kez dostlarıma iyi ki varsın dedim. Bir kul olarak ibadet dışında Allah için ne yaptım, mesaj paylaşmanın dışında… Tersi açıdan bakınca kaç dizi bitirip, yılın kaç saatini televizyon karşısında geçirdiğini hesaplamanın sonuçları da ilginç olabilir. Ya da kaç saat telefon başında boş laf etmek, sosyal medyada saatlerce zaman harcamak. Sayısız sorular, herkesin kendi ufku hayatı çerçevesinde değerlendireceği yüzleşmesi gereken gerçekler.

 

Toplum insanın aynası olduğuna göre, bu yıl toplum için de, kendimiz için de bir iyilik yapıp manevi muhasebe ve hasar tespitlerimizi sağlam yapalım. Bireyler olarak biz kendimiz ile yüzleşmediğimiz sürece toplumsal huzur ve adaleti bulabilmek te pek mümkün görünmüyor.

 

Her şey gönülde cereyan eder, fikre dost, tebliğe dost, tarihe, coğrafyaya, kurda kuşa, komşuya, ağaca, taşa dost, zarafet, görgü, edep kurallarına dost; tembellik, miskinlik, hasetlik, en başta kabalık ve cahilliğe düşman olalım.

 

‘’ Vakte de dost olmak gerekir. Çünkü beyefendiler, vakit de mahlûktur. Vakit de halkedilmiştir. Vaktin de bir eceli vardır. Vakit dardır. İnsan ömrü kısadır. Milletlerin ömrü kısadır. Bu Osmanlıdan kalan halk, kendisini gözden geçirsin… ‘’ diyen gönül insanı Fethi Gemuhluoğlu’ya kulak verip, kalan ömrümüzde her bir saniyenin kıymetini bilerek yaşayalım.

 

Yeni yılın ülkemize, kentlerimize, cadde, sokaklarımıza huzur, ahlak, barış getirmesi, evlerimize sağlık, merhamet, bereket, insanlık getirmesi, birey olarak her birimize farkındalık hissi, duyarlılık katması ve birilerinin hayatında iz bırakacak anlamlı bir hayata adım atmaya vesile olması dileği ile…

 

» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN