Kültür Dünyası
Kültür Dünyası


  ÖNE ÇIKAN HABERLER
  • Yüksek Yetenek 30
    Yüksek Yetenek 30
  • Yüksek Yetenek 29
    Yüksek Yetenek 29
  • Yüksek Yetenek 28
    Yüksek Yetenek 28
  • Yüksek Yetenek 27
    Yüksek Yetenek 27
  • Yüksek Yetenek 26
    Yüksek Yetenek 26
  • Yüksek Yetenek 25
    Yüksek Yetenek 25
  • Yüksek Yetenek 24
    Yüksek Yetenek 24
  • Yüksek Yetenek 23
    Yüksek Yetenek 23
  • Yüksek Yetenek 22
    Yüksek Yetenek 22
  • Yüksek Yetenek 21
    Yüksek Yetenek 21

YAZARLAR

Hülya Günay
Hülya Günay
Eklenme Tarihi: 3 Ocak 2018, Çarşamba 11:44 - Son Güncelleme: 3 Ocak 2018 Çarşamba, 12:03
Font1 Font2 Font3 Font4
Yaşayan Osmanlı Ruhu Vefa semti

Yılın ilk gününde, Osmanlı, tarih, bir nefes İstanbul’u iliklerime kadar çekmek isteyerek evden çıkıyorum. Boza içmek, kavrulmuş leblebi kokusu çekmek, mahalle özlemini gidermek, huzur depolamak için doğru adres Vefa…

 

Fatih’in tarihi bölgesi olan Eminönü sınırlarında, Şehzadebaşı ile Süleymaniye Külliyeleri arasında bulunan tarihi semt, Osmanlı ruhu Vefa’dır. Ana caddede araçların, gürültünün, karmaşasından yorulurken, Vefa Lisesi’nin bulunduğu sokağa adım attığınız an, tarih sizi içine çeker, huzurun bağrına teslim olursunuz.

 

Vefa Semti adını; 15. Yüzyıl sonu velilerinden Şeyh Vefa’dan alır. Semtin ortasında bulunan Vefa Camisi, çilehanesi, eski hazireleri, yenilenmeye karşın ilk yapıldığı yıllardaki parçalarını koruyarak direnmeye devam eder. Tarihi semtten adını alan, Vefa Lisesi binası, bir zamanlar Mütercim Mehmet Paşa’nın konağı idi. 19. Yüzyılda birkaç kez sadrazamlık yapmıştır. Semt o dönem bürokratların, belirli ailelerin oturduğu mutena bir Osmanlı semtidir. Vefa Lisesi yakınlarında Şehit Ali Paşa Kütüphanesi, Ekmekçizade Ahmet Medresesi, Molla Hüsrev Camisi, Recai Efendi Sıbyan Mektebi ve sebili, Helvacı Dede Teknesi çok önemli eserler arasındadır.

 

Semtin simgesi olmuş bozacısı, leblebicisi ile otantik bir yerleşim yeri olan Vefa sokaklarında gezerken; çocukluk yıllarınızın, belki anneanne, babaannelerimizin eski konak, mahalle yaşantılarına, çok gerilere gidince Osmanlı kültürlerinin izlerine şahit olup, huzur doluyorsunuz.

 

Kış aylarının vazgeçilmez içeceklerinden, geleneksel içecek boza; başak ürün olan darı irmiği, su ve şekerden mamul mayalı, faydalı bakterilerin yaşadığı, bünyesinde B1, B2, B3, B6, B12 vitaminleri barındıran sağlık için son derece faydalı bir lezzet. Sporcu, sınava girecek öğrenci, kolera hastalarına, boğaz iltihaplarına karşı şifa olarak tavsiye edilirken, bağırsak düzenleyici etkilerine de dikkat çekiliyor. Eski İstanbul gecelerinde ‘’bozaaaaaa’’ sesi ile herkesin keyif kaynağı olan bozacılara bugün nadiren de olsa Fatih’in bazı mahallerinde de rastlamak mümkün.

 

Semtin simgesi olmuş Tarihi Vefa Bozacısının kuruluşu 1870 yılına dayanır. Arnavutluk Prizren’den 1876 yılında İstanbul’a yerleşen Hacı Sadık Bey; o yıllarda bozanın sulu kıvamlı, esmer, ekşi lezzetli hali ile şehir halkından iki yüze yakın esnaf tarafından yapılıp, satıldığını görür. Farklı bir yöntem deneyerek bugünkü hali ile koyu kıvamlı, açık sarı renkli, çok hafif ekşimsi lezzeti yakalayıp markasına imza atar. Evinin altında kendi imkânları ile ürettiği bozasını, altı yıl boyunca kış gecelerinde, saray ve çevresinde omzunda taşıdığı bakır güğümü ile dolaşarak tanıtır. Her köşe başında sabırsızlıkla beklenen Hacı Sadık Bey; bu durumdan cesaret bulur ve 1876 yılının Eylül ayında ‘’Vefa Bozacısı’’ olarak, boza ürününün dünyadaki ilk resmi ticarethanesini açar. Hacı Sadık Bey ile başlayan, bugün 4. Nesil aile fertleri ile devam eden boza üretimi İstanbul’un tatları ve değerleri arasında yerini korumaya devam ediyor.

 

Vefa Bozacısının karşısında 1922 yılında kurulmuş olan, Tarihi Vefa Leblebicisi, taze kavrulmuş leblebi kokusu ile içinizi ısıtırken, leblebinizi alıp, karşıya bozacıya geçiyorsunuz. Adeta kardeşlik hissini veren birbirinden ayrı düşünülemeyen iki komşu dükkân… Tarçın, sıcak leblebi kokuları birbirine karışıyor, bir tane yiyince gayri ihtiyari ikinci bardağa da talip oluyorsunuz.

 

Boza ve leblebi ile de bitmiyor Vefa lezzetleri; genç bir girişimci tarafından vatan sevdası ile kurulmuş olan, İstanbul hoş kokuları arasında yerini alan, ‘’Sevda Gazozcusu’’ 60- 70’li yılların çocukluk hatıralarını süsleyen, bize özel, yerli, milli butik bir üretim, 45 şehirden 130 lezzeti İstanbul Vefa’da meraklılarına sunuyor. Yeşilinden beyazına pembesine her renk, çeşit şişede gazozun sergilendiği ve satışının yapıldığı dükkân büyük ilgi görüyor.

 

Yediden yetmişe huzur arayan, ailece bir tatlı tatil günü geçirmek isteyen herkesin uğraması gereken bir semt Vefa… Leblebisi, bozası, gazozu, tarihi yemek mekânları, konakları, eski binaları, camileri ile müstesna bir semt.

 

Ailece gelen insanları izlerken çocuklar ile çok tatlı muhabbetlere dalıyor, boza tatmamak için ısrarla ben leblebi yerim siz bozanızı yiyin diye çocukları ile cebelleşen annelere şahit oluyor, aile sıcaklığı, mizahi diyalogları ile farklı atmosferlere yolculuk ediyorsunuz. Değerlerimizi, o eski küçük mahalle dükkânlarını yaşatan tüm işletmecilerimize şükran duymak gerekiyor.

 

Yılın ilk gününe Vefa semtinde çocuklar, aileler, eski ahilik teşkilatlarını hatırlatan esnaflar ile sıcak bir ortamda girdik. Bir yılımız huzur veren, samimi, doğal insanlar arasında geçsin, tarihimiz ve değerlerimizi yaşatanların ömürleri bereketli, sayıları çok olsun… Bu lezzetleri tadanlara şifa, tatmak isteyenlere de en kısa sürede nasip olsun…

 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


Yaşayan Osmanlı Ruhu Vefa semti Yazısına 1 Yorum Yapıldı

BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN