Hızlı okuma neden çok önemli?

Öncelikle yanlış bilinen bazı gerçekleri açıklamam gerekiyor. Bu yanlışların en başında hızlı okursam anlayamam gibi bir algı geliyor.

Başarılı insanların hayatlarını okumayı seviyorum. Liseyi bitirdiğim yıllarda çokça okuduğum bir tarzdı başarı hikayeleri.

Başarı nedir sorusuna bir çok kimse farklı farklı yanıtlar vermiş. Bendenizin kabul ettiği ise, bir iş üzerinde yürüyor olmak ve o işi tamamlamak başarıdır. İşin mahiyeti, önemi ya da önemsizliğinin hiç bir kıymeti harbiyesi yok. Başlanılan bir iş bitirilmişse başarıyı yakalamışız demektir. Çünkü bitmeyen işlerimizden, bitmeyen projelerimizden kimsenin haberdar olmadığı bir gerçek.

Yine liseyi bitirdiğim yıllarda başarılı insan hikayeleri okurken rastladığım bir yazar ve kişisel gelişim uzmanı var, Antony Robbins. Sınırsız Güç, İçindeki Devi Uyandır gibi dünyada çok satmış ve satmaya devam eden kitapların yazarı. Aynı zamanda bir eğitim koçu. Hikayesi çok ilgimi çekmişti, unutamadıklarımdandır. Paylaşayım kısaca.

Robbins, lise okurken iş bitiriciliğiyle nam salmış biridir. Daha o yıllarda bir çok eğitim alır. Ama hep birşeyler eksiktir hayatında. Öğrenmesi lazımdır. Daha çok öğrenmesi lazımdır.

O yıllarda ‘hızlı okuma’ diye bir şey duyar ve hemen biriktirdiği parasıyla bu kursa gider. Kendi ifadesiyle, iki yıl gibi bir sürede 700’e yakın kitap okur. Okudukları daha çok gelişim kitaplarıdır. Sonra insanlara öğretme yoluna gider bu öğrendiklerini. Ve kitaplar yazar, seminerler vermeye başlar. Sınırsız Güç kitabı çok ilgi görür ve tüm dünyada çok satan kitaplardan biri olur.

Bu yazının amacı Tony Robbins’in hayatını anlatmak değil. O nedenle hikayeyi burada kesip dilerseniz ‘hızlı ve etkili okuma’ konusunda biraz bilgi vereyim sizlere…

Öncelikle yanlış bilinen bazı gerçekleri açıklamam gerekiyor.

Bu yanlışların en başında hızlı okursam anlayamam gibi bir algı geliyor. Bunu çok kimseden duydum. Oysa bunu dillendirenlerin hiç biri hayatlarının hiç bir döneminde hızlı okuma eğitimi almış değiller. Siz buna ister ön yargı deyin, isterseniz bilmedikleri bir konuda ahkam kesmek deyin! Şunu sormadan edemeyeceğim, hızlı okuma tekniklerini okumalarınıza uygulamadan nereden biliyorsunuz hızlı okuyunca anlayamayacağınızı?

Bu sorunun cevabı basit aslında.

İnsan  organlarının en bilinmeyeni, en karmaşık olanı ve üzerinde en çok araştırma yapılanı sanıyorum beyindir. Henüz tıp ve fizyoloji beyinle ilgili çalışmalarını tamamlamış değil. Araştırmaya ve üzerinde çalışılmaya devam eden bir organ insan beyni.

Yapılan araştırmalar neticesinde gelinen son durum ise şu; insan beyni her dakika ortalama 700 kelimelik bir düşünme kapasitesine sahip. Yani beynimiz her dakika 700 kelimelik bir düşünme eylemi içerisinde.

Hızlı okumayla ilgisi ne bunun diyebilirsiniz. Hemen cevabını vereyim. Normal bir kitap okuyucusu dakikada 150-200 kelime civarlarında bir okuma hızına sahip. Yani okurken beyne 200 kelimelik bir bilgi gönderiyor. Oysa insan beyni dakikada ortalama 700 kelimelik bir düşünce hızına sahip. Beyne 200 kelime gönderildiğinde geriye 500 kelimelik bir boşluk kalıyor.

Okurken hep farklı düşüncelere dalıp gitmemizin nedeni bu. Beyne gönderilen kelime sayısı az olduğu için beyin farklı şeyler düşünerek bu açığı kapatıyor, kapasitesini dolduruyor bu şekilde.

Hızlı okuma tekniklerini çalışmış ve okuma hızını 500 ve daha üzerine çıkarmış bir insan, okurken beyne gönderdiği kelimelerle beynin düşünme kapasitesini doldurduğu için, beyin başka şeyler düşünmeye fırsat bulamıyor. Bu sonuçtan anlıyoruz ki, ne kadar hızlı okursak o kadar iyi anlarız okuduğumuzu.

Bir çok kitap okurundan/yazardan duyduğum bu yanlış kanıyı yıkmamız gerekiyor. Hızlı okuyunca anlayamayız düşüncesi gerçeklerden çok uzak ve hiç bir somut bilgiye dayanmıyor. Tabi hızlı okumanın faydaları çok fazla ama sadece şu vermiş olduğum somut bilgi bile hızlı okumamız gerektiğine en güzel örnek.

ABD gibi bazı batı ülkelerinde hızlı okuma tekniklerinin okullarda ders olarak okutulduğu bilgisini de buraya düşmüş olayım.

Hızlı okuma dediğimiz eylem nasıl gerçekleşiyor gibi bir soruda en çok sorulan soruların başında geliyor. Kısaca değinmek gerekirse, insan gözü kaslardan oluşmuş bir yapı. Nasıl ki spor yapan bir bireyin vücudunun çeşitli uzuvları/kasları gelişiyorsa hızlı okuma teknikleri eğitimlerinde verilen egzersizlerde aynı spor yapanın kaslarını geliştirdiği gibi göz kaslarımızı geliştiriyor ve gözümüz hem çok daha hızlı hareket ediyor, hem de görme kapasitesi daha artmış oluyor.

Hızlı okuma eğitimleri verdiğim kursiyerlerde gördüğüm en büyük sorun ise, egzersizlere yeterince çalışmıyor olmaları! Kurs esnasında heyecanla dinleyip bu egzersizleri yapmalarına rağmen, geri kalan günlerde yeterince çalışma yapmıyorlar. Bunun nedeni ‘ihtiyaç’ duyup duymamak ve yeterince kendini motive etmemek. Sorayım o halde, bir dakikada bir sayfa kitap okumak mı daha iyi yoksa hızlı okuma eğitimi neticesinde, bir dakikada 2.5, 3 sayfa okumak mı? Bir kitabı hafta boyu okuyup bitirebilmek mi, yoksa bir günde bitirmek mi daha keyifli?

Öğrenmemiz gereken o kadar bilgi varken, okumamız gereken onca kitap varken günler boyu ancak bir kitabı okumak akıl kârı olmasa gerek. Hem üstte verdiğim örneği bir kere daha okuyun lütfen. Yavaş okuyunca anlamamız çok daha güç oluyor. Ne kadar hızlı okursak o kadar daha çok akılda kalıcı oluyor bilgi. Beynimiz böyle yaratılmış çünkü. Siz öğreneceğiniz bir bilgiyi bir haftaya yayarsanız, o bilgi ne kadar aklınızda kalabilir ki? Tam tersini düşünün birde lütfen! Bir ya da iki günde bir kitabı bitiriyorsunuz ve öğrenmeniz gereken bilgi bu süre zarfında beyninize işlenmiş oluyor…

Son cümle olarak sürekli düşündüğüm bir şeyi burada yazmış olayım. Bendeniz 10 yıldan fazla bir zaman önce bu eğitimi almıştım ve şuan dakikada ortalama 700-800 kelime okuyabiliyorum. Bu eğitimin faydasına o kadar çok inanıyorum ki, hep şöyle düşünmüşümdür. Keşke şartlar uygun olsa ve imkanım olsa, Türkiye’deki tüm öğrencilere hızlı okuma eğitimi verebilsem…

Yakup Tutum

Yakup Tutum

Yakup Tutum

Ağustos’un 22’sine rastlayan bir günde Manisa Turgutlu’da dünyaya geldi. Daha küçük yaşlardayken İzmir’e taşındılar. Hayatının kısa bir zaman öncesine kadar olan bölümünü bu batı şehrinde geçirdi. Hayat yolculuğunda bir çok farklı alanda kendini geliştirmeye çalışan bir insan. Yoğun okuma ve yazma yolculuğuna başladığı yıllarda Dr. Muhammed Bozdağ ile tanışması onun için bir dönüm noktası oldu. Bozdağ’ın yönlendirmeleriyle hem iş hayatı, hem okuma, hem de yazma macerası bir düzen içerisine girmiş oldu. Radyoculuk yaptı 10 yılı aşkın bir süre. Bir çok farklı program yaptı. Özellikle Recep Koçak ile birlikte sunduğu “iyilik olsun” programıına yüzlerce sivil toplum kuruluşunu ve yazarı konuk ettiler. Türkiye’nin iyilik kurumları olan sosyal yardım kuruluşu STK’ların çalışmalarının duyurulmasına katkı sağladılar bu program ile. Aynı isimle kurdukları web sitesi ile de yüz binlere ulaştırdılar bu iyilik hareketlerinin güzel haberlerini. Hızlı okuma ve hafıza eğitimi almasının bir sonucu, bir dönem hızlı okuma eğitmenliği yaptı. Çeşitli kurumlarda bu eğitimlerini devam ettiriyor. 15 civarında dergide yazıları yayımlandı. Zaman zaman çeşitli edebiyat ve kültür dergilerinde de yazmaya ve söyleşiler yapmaya devam ediyor. Özellikle gençlerin hayatlarına dokunmak için ‘gençlik yazarı’ olma hedefiyle kitap çalışmalarına devam ediyor. Bu alanda hazırladığı kitaplarını bir seri halinde yayımlamayı planlıyor. Seyr FM'de Terennüm isimli programı hazırlayıp sunuyor. / www.yakuptutum.com.tr

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir