Münzevi ve mütecessis bir fikir işçisi Cemil Meriç

Kimim ben? Hayatını Türk irfanına adayan münzevi, mütecessis bir fikir işçisi…

Kimim ben? Hayatını Türk irfanına adayan münzevi, mütecessis bir fikir işçisi…

Evet, o umman kendini bu kelimelerle tanımlamıştır. Peki, bize Cemil Meriç’i sorsalar cevabımız ne olur? Herhalde önce bir müddet susar, sonra biraz düşünür ve ancak ondan sonra o ummanı anlatmak için damlalar dökülmeye cesaret eder dudaklarımızdan. Çünkü bu aslında zor bir sorudur. Neden mi? karşınızda bir irfan okyanusu vardır da ondan. İçinde Doğu’nun ve Batı’nın birçok ilmini barındıran ve bununla da yetinmeyip başka fikirlere de hep aç ve açık bir irfan okyanusu…

Yirminci yüzyılın başlarında Dimetoka’dan göçüp Reyhanlı’ya yerleşen aydın bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Hüseyin Cemil Meriç’in düşünce dünyası aslında daha o doğmadan şekillenmeye başlamıştır. Henüz okula başlamamıştır okumayı öğrendiğinde. Fikir kozası çok küçük yaşlardan itibaren örülmeye başlanmıştır onun dünyasında sonra günden güne büyümüş ve dahi ebedi yolculuğa çıkıncaya kadar da devam etmiştir…

“Anlıyordum ki, zâlim ve kıyıcı bir gerçekten kurtulmanın tek çaresi reel dünyadan kitapların dünyasına sığınmaktı.”, “Kitaplar limandı benim için, kitaplarda yaşadım ve kitaplardaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim. Kitap benim has bahçemdi. Hayat yolculuğumun sınır taşları kitaplardı. Ayrı bir dil konuşuyordum çağdaşlarımla. Gurbetteydim. Benim vatanım Donkişot’un İspanyası’ydı. Emma’nın yaşadığı şehir. Sonra Balzac çıktı karşıma. Balzac’ta büyük bir asrı yaşadım. Zaman zaman Votren oldum. 4000 kahramanda 4000 kere yaşamak…” diyen Meriç’in bu kaçışı ve sığınması kendisinin de söylediği gibi aslında karanlık dünyasından onu aydınlığa çıkaracak bir liman arayışından başka bir şey değildi. Ve o limanı da aslında kitapların o sessiz ama vefalı satırlarında çoktan bulmuştu… Tabi bulduğu o limanın onu yıllar sonra Türk düşünce tarihinin en önemli aydını yapacağını nereden bilecekti.  

Cemil Meriç açtı aynı zamanda. Bu açlığını da yalnızca kitaplarda giderebilmekteydi. Okuduğu her kitap onda yeni bir dünyanın kapılarını açıyordu. Ama ona kitaplarla açılan bu kapılar hiçbir zaman yetmemişti, gözlerini kaybetse bile… Hatta hayatının sonuna kadar nihayet bulduğunu da söylemek doğru olmaz ya…

Doğu ve Batı literatürüne ait birçok yazar, birçok düşünür tanımıştır ve etkisi altında da kalmıştır okuduklarının tanıdıklarının, lakin hiçbiri kalıcı ve sürekli olmamıştır. “… Balzac’ı keşfetmiştim arada ve ona âşıktım. Dosto’nun Hiristiyan tarafı beni rahatsız ediyordu. Buchiner, Nordau ve Marx beni mistisizmden öylesine soğutmuşlardı ki, vaaza benzeyen her düşünceye kulaklarımı tıkıyordum. Zola’yı seviyordum çünkü dinsizdi. Her mistisizm bir mistifikasyondu benim için…”

Kitaba, hikmete, hakikate, irfana, şuura, vicdana davet eden bir aydın olan Meriç, karanlıkları devirmek aydınlık bir çağın kapılarını açmak için kalemi de en kıymetli araç olarak görür. “Bir çağın vicdanı olmak isterdim, daha doğrusu bir ülkenin. İdrakimize vurulan zincirleri kırmak, yalanları yok etmek. Türk insanını Türk insanından ayıran bütün duvarları yıkmak isterdim. Muhteşem bir maziyi daha muhteşem bir istikbale bağlayacak köprü olmak isterdim. Kelimeden, sevgiden bir köprü.” Sözleriyle ülkenin bir nevî ruhu ve vicdanı olmuştur.

Meriç’in düşünce dünyasını besleyen iki ana kaynak vardır: okumak, yazmak. Evet, insanların kıyıcılığından dem vurup sığındığı limandı kitap. Gözlerini de kaybedince kendini inzivaya çektiği bu limanda irfanın derin suları ona ışık olmuştu adeta. Ve bu ışıktan katre katre dökülen satırlar vardı bize kadar ulaşıp bizlere de ışık olan o münzevi satırlar…

Işık Doğu’dan da Batı’dan da geliyordu artık. Güneşin batışı yoktu onun için, her an yeniden bir doğuş yaşıyordu her satırda çünkü…

Bir de mağara vardır ve orada dış dünyaya sırtlarını vererek zincire vurulmuş insanlar sıralanır, görebildikleri yalnızca dış dünyanın duvara yansıyan gölgeleridir. Gerçeklerin bunlardan ibaret olduğunu zannederler. Öylesine benimseyip kanıksamışlardır ki bu dünyayı ışığın, rengin ve manzaranın gerçeğini gösterseniz de onlara göre fark etmez; kamaşan gözlerinin inkârıyla gölgelerin hüküm sürdüğü dünyaya geri dönerler. Bireyleri mağaralardan çıkarmamış bir medeniyet ne kadar vakıf olabilir gerçeğe ve bilgiye sahip olma tutkusunu ne kadar yaşatabilir.

Marx, “Düşüncelerin doruklarına ancak patikalardan çıkılır.” der. İşte Cemil Meriç de o patikalardan da geçerek evrenselliğe doğru yürür ve insanoğlunu kapandığı bu mağaradan hakikatin ışığına çağırır. Onun davet ettiği ışık ideolojilerin ve zümrelerin uzağında olan bir hakikatin ışığıdır. Gün gelir ulaşılırsa o hakikate rüya da gerçekle kol kola gezmeye başlar âlemde vesselam…

Menekşe ÖZKAYA

Kaynakça:
Cemil Meriç, Jurnal I, II, İletişim Yayınları
Cemil Meriç, Bu Ülke, İletişim Yayınları
Cemil Meriç, Mağaradakiler, İletişim Yayınları

Menekşe Özkaya

Menekşe Özkaya

İstanbul'a doğan ilk ve orta öğrenimini İstanbul'da tamamlayan Menekşe Özkaya Selçuk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden 2002 yılında mezun oldu. Mevlana aşığı edebiyatçı ve Mesnevihân Şefik Can Dede'nin Kütüphanesi'ni düzenledi. 2003'ten beri Türk Dili ve Edebiyat öğretmenliği yapmaktadır. Musikişinas Fırat Kızıltuğ Beyefendi ve Sosyolog Prof. Dr. Ümit Meriç Hanımefendi'nin de asistanlığını yapan Özkaya, Mühür Yayınları’nda “Yüz Temel Eser” ile ilgili çeviri ve sadeleştirme çalışmalarında görev aldı. Akıl Fikir Yayınevi'nde ve Hayy Kitap’da editörlük yapmaktadır. Kırklar Kulübü yazarlarından da olan yazarın, yazı ve şiirleri çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanmıştır. ESKADER üyesidir. Musikişinas Fırat Kızıltuğ ile ilgili “İki Fırat İki Kızıltuğ” adlı biyografi- nehir söyleşi türünde hazırladığı kitap Akıl Fikir Yayınları’ndan çıkmıştır. Çeşitli sempozyumlarda da bildiri sunan Özkaya şu anda Marmara Üniversitesi Yayıncılık Yönetimi bölümünde yüksek lisans öğrencisidir. Esenler Belediyesi'nin bir kültür hizmeti olan Radyo Esenler'de Kültür Sanat üzerine radyo programı hazırlayıp sunmaktadır.

5 Yorum “Münzevi ve mütecessis bir fikir işçisi Cemil Meriç”

  1. Cemil Meriç fikir dünyamızı şekillendiren önemli bir zat. Hepimizin O’nu okuyup anlamamız gerekiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir