Postmodern haçlı seferleri

İslamiyet ve müslümanlar, her şeye rağmen, dünyanın gerçek anlamda tek umut ışığı…

“21. yüzyıl, Batı’ya teslim edilemeyecek kadar kıymetli bir yüzyıldır.”

Prof. Dr. Mim Kemal Öke

Yakın tarihte gerçekleşen bazı açıklamaları hatırlayalım:

Bush, ulusal güvenlik konusunda danışmanlarıyla Camp David’de dün yaptığı istişare toplantısının ardından başkent Washington’a dönüşünde Amerikan vatandaşlarına hitaben yaptığı konuşmada, ”Terörizme karşı bu Haçlı Seferi, bu savaş zaman alacaktır. Amerikalılar sabırlı olmalıdır” dedi. (Hürriyet Gazetesi – 17 Eylül 2001)

***

Terör örgütü DAEŞ’in Obama tarafından kurulduğunu söyleyen Trump “Evet, kurucu odur. Obama DAEŞ’i kurdu. Ve hilekar Hillary Clinton da örgütün yardımcı kurucusudur” ifadelerini kullandı.  (Sabah Gazetesi  – 12 Ağustos 2016)

***

NATO’nun İskoçya’nın Turnberry kentinde toplanan (7-8 Haziran 1990) NATO Zirvesi’nde ev sahibi İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher “Sovyetler Birliği yıkılmıştır, karşımızda düşman kalmamıştır. Ama düşmansız bir ideoloji yaşayamaz. Yeni bir düşman bulmamız lazım. Düşman aramaya ise gerek yok; yeni düşmanımız İslâm’dır” sözleriyle yeni düşmanı tanımlamıştı. (Sinan Tavukcu – Yeni Bir Doktrin Eşiğindeki ABD Suriye’de Ne Yapacak? – sde.org.tr)

***

“Küresel sistemin önündeki en büyük tehdit, İslâm’dır.”  (1989 – Nato Genel Sekreteri Willy Claes)

***

Şimdi…

Bütün bu açıklamalardan sonra, Yeni Zelanda’da müslüman katliamı yapan gözü dönmüş İslam düşmanının verdiği mesajları bir kere daha düşünelim…

O mesajlar, yukarıda alıntıladığımız Batılı liderlerin mesajlarıyla hem örtüşüyor, hem de Türkiye’yi hedef alıyor.

Neden?

Hem İslam’a, hem de Türkiye’ye bu öfke, bu düşmanlık neden?

Tek tek açıklayalım:

İslamiyet, Batı’da sosyolojik ve demografik açıdan çok büyük bir güç haline geldi.

Her yıl ABD, İngiliz, Fransız, Alman veya Rus kökenli binlerce insan, araştırarak, kendi özgür iradeleriyle müslüman oluyor.

İslamiyet ve müslümanlar, her şeye rağmen, dünyanın gerçek anlamda tek umut ışığı…

Sonra Türkiye…

Türkiye Cumhuriyeti, dünyadaki bütün mazlumların ve müslümanların en güvendiği ülke…

Gittikçe güçlenen, dosta güven, düşmana korku veren bir ülke…

Son derece büyük ve önemli bir tarihi tecrübeye sahip bir ülke…

Doğu medeniyetleriyle Batı uygarlıklarını kendisinde birleştirmeyi başarmış bir ülke…

Bilim ile imanı buluşturmuş bir ülke…

Şimdi…

Vahşi Batı, eski haçlı seferleri yöntemleriyle, düzenli ordularla Türkiye’yi yenemeyeceğini, İslam’ı yok edemeyeceğini çok iyi biliyor.

Bundan dolayı asimetrik yöntemlerle, postmodern yöntemlerle terör örgütleri, radikal örgütler kuruyor. Bu örgütleri finanse ediyor, eğitiyor, silahlandırıyor.

DAEŞ, EL KAİDE, FETÖ, PKK…

Bunların hepsi Vahşi Batı, ABD, İsrail, İngiltere, Fransa, Almanya ve Fransa’nın himayesiyle kuruldu.

İşte bu son yaşadığımız Yeni Zelanda’daki müslüman katliamı, yine Vahşi Batı’nın asimetrik, postmodern istihbarat yöntemleriyle yapıldı.

Bunu nereden anlıyoruz?

O gözü dönmüş İslam düşmanının verdiği mesajlardan, katliamın ustaca planlanmasından, hiçbir engelle karşılaşmamasından anlıyoruz.

Sahi, gözü dönmüş İslam düşmanı bu katliamı planlarken, Vahşi Batı’nın o ünlü istihbarat teşkilatları habersiz miydi?

Katilin verdiği mesajlardaki Türk ve İslam düşmanlığının sebebi neydi?

Bu saldırılar İslamiyet’in yayılmasını durduramaz.

Bu saldırılar Türkiye’yi durduramaz.

Vakti zamanı geldiğinde Ayasofya’yı cami olarak ibadete açarız.

Dünyadaki bütün mazlumlara, müslümanlara sahip çıkmaya devam ederiz.

Bundan sonra yapılacak her türlü haçlı seferini yine engelleriz.

Daima şiddetten uzak dururuz, uzak durmaya mecburuz.

21. yüzyılı Vahşi Batı’ya teslim etmeyiz.

Madem ki Yüce Allah bizim için din olarak İslamiyet’i seçmiş…

“Sizin için din olarak İslâmı seçtim.” (Maide Suresi 3. ayet meali)

Biz Türkler, İslamiyet’le, Kur’ân-ı Kerim’le ve İki Cihan Güneşi Hz. Muhammed Mustafa Efendimiz (asm) ile iftihar ediyoruz.

Bütün bu ihsanları için Allah’a sonsuz şükrediyoruz.

Necati Kağan Çetin

Necati Kağan Çetin

Necati Kağan Çetin

1973'te Denizli'de doğdu. Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. Okuma, yazma, müzik meraklısı, editör. Özgür ve Bilge dergisinde 2001'de başlayan yazı serüveni, bizimsemaver.com ve kulturdunyasi.com'da devam ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir