Seküler düşüncenin fayda maliyet analizi

Kuşkuculuk aşağı yukarı şöyle bir söylemde bulunur: Muhtelif felsefeler ezelden beri  kendi aralarında çarpışıyor ve hakikat üzerinde bir uzlaşıya varamıyorlar.

Kuşkuculuk aşağı yukarı şöyle bir söylemde bulunur: Muhtelif felsefeler ezelden beri  kendi aralarında çarpışıyor ve hakikat üzerinde bir uzlaşıya varamıyorlar.[1]

Luc Ferry

Yirminci yüzyıl, kazandırdıkları ve kaybettirdikleriyle, kelimenin tam anlamıyla seküler bir zaman dilimiydi. Tarih laboratuvarında bu mesele pek çok araştırmaya, incelemeye konu olacak. Şimdi seküler düşüncenin dünyaya hangi faydaları (!) sağladığına, hangi maliyetleri getirdiğine bakalım:

Araçların yani bilim, teknoloji, sermaye, üretim, tüketim, pazarlama ve paranın ön plana geçmesi…

İdeolojilerin, insana ve tarihe yön vermeye başlaması…

Irkçılıkla savaşlara sürüklenen dünya…

Çatışma teorilerinin dünyayı kasıp kavurması…

Komünizm-Kapitalizm çatışması…

İnsan insanın kurdudur, ekonomik insan, sen çalış ben yiyeyim, ben tok olayım başkası açlıktan ölse bana ne, düşüncesi…  

İnsanın tanımının ekonomiye göre yapılması. Ekonomik insan… Bilgi güçtür, anlayışı…

İlahlaştırılan bilim ve teknoloji…

Doğal seleksiyon, yani güçlüler ayakta kalır, zayıflar yok olur düşüncesi…

Zenginlerin daha zengin, fakirlerin daha fakir olması…   

Çok büyük bir servet, bilgi ve teknoloji birikimi…

Dünyaya yön veren televizyon, medya ve eğlence sektörü…

Sınır tanımaz eğlence…  

Korkunç boyutlara ulaşan ahlak erozyonu…

Bütün dünyaya hükmeden futbol ve magazin…

Sınır tanımaz bir şüphecilik… Herkesten ve her şeyden şüphe etmek…

İki büyük dünya savaşı, bölgesel savaşlar…

Kan, ateş ve gözyaşı ile dolu bir tablo…

Kızılderililerin, zencilerin, Müslümanların katledilmesi… Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombalarının atılması… Osmanlı coğrafyasının işgali…

Amaçların yani insan, insana hizmet, manevi değerler, ahlak, insani değerler ve medeniyetin unutulması…

Her şeyin önüne geçen maddi uygarlık, maddiyat, ekonomi, ekonomik büyüme, maddi kalkınma, silah, reklam…

Geçen yüzyıla bakınca, tablonun ne kadar karanlık olduğu görülüyor.

Bu karanlık tablo, belli isimlerin, ideolojilerin öncülüğünde çizildi: Adam Smith, Karl Marx, Lenin, Stalin, Troçki, Charles Darwin, Sigmund Freud, Rockefeller ailesi, Rothschild ailesi, Winston Churcill…

Evet, bütün bunların öncülüğünde son derece seküler, dinden uzak, insani değerlerden uzak, manevi değerlerden uzak bir yüzyıl yaşandı. Bu tecrübe, tarihte yaşanan en acı tecrübeydi.

Yağmalanan, işgal edilen Afrika ve Asya…

İnsana ve tabiata savaş açılması…

Geri dönülemez noktalara ulaşan atmosfer, toprak ve su kirliliği…

Ne uğruna?

Dinden uzak yaşamak uğruna…

Ne uğruna?

Manevi denetimden uzak kalmak uğruna…

Evet, ortada sahipsiz bir insan, sahipsiz bir dünya, sahipsiz bir hayat, sahipsiz bir kâinat tasavvuru vardı.

O halde gücü ele geçiren herkes, istediği her şeyi yapabilirdi.

Nasıl olsa Allah korkusu, ahiret düşüncesi, hesap verme düşüncesi yoktu.

Günümüzde hâlâ seküler düşünceden medet umanlar varsa, bütün bunları düşünmeli.

Yirminci yüzyıl, seküler düşüncenin hükmettiği bir dönemdi.

Tarihin en kanlı, en karanlık dönemiydi.

Peki, Modernler, Allah’a iman etmenin eksikliğini ne ile gidermeye çalıştılar?

Cevabı Luc Ferry’den öğrenelim:

“Kozmik bir düzene bağlanmanın, Tanrı’ya iman etmenin eksikliği duyulduğu için, Modernler, ikame dinler, Tanrısız maneviyatlar veya daha basit bir şekilde ifade etmek gerekirse, ideolojiler icat ettiler.” [2]

Necati Kağan Çetin

[1] Gençler İçin Batı Felsefesi, Luc Ferry, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, s. 233, 2015, İstanbul
[2] Gençler İçin Batı Felsefesi, Luc Ferry, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, s. 123, 2015, İstanbul

Necati Kağan Çetin

Necati Kağan Çetin

1973'te Denizli'de doğdu. Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. Okuma, yazma, müzik meraklısı, editör. Özgür ve Bilge dergisinde 2001'de başlayan yazı serüveni, bizimsemaver.com ve kulturdunyasi.com'da devam ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir